AnasayfaKIBRISKIBRIS HABERLERI

Yunan-Rum ikilisinin son taarruzu

Yunan-Rum ikilisinin 'taarruza' geçtiğini görüyoruz. Ancak bu bir akseri taarruz değil. Akılları çelip kalpleri çalma taarruzu. Üstelik de başarılı olma şansı yüksek. 'Müstakbel Başbakanı' Yorgo Papandreu'nun son Batı Trakya ziyareti ise bunun en açık göstergesi. Bölge Türkleri'ne il kez 'Türk' diye atıfta bulunarak zamanında aşırı milliyetçilerin şimşeklerini üstüne çekmiş olan Papandreu, yıllar önce ektiği bu siyasi tohumların meyvelerini yemeye başladı.

O sıralarda biri kalkıp, kendisinin Batı Trakyalı Türkler'in ayağına kadar giderek 'Size haksızlık ettik, özür dileriz' diyeceğini söyleseydi, elbette ki ciddiye alınmazdı. Bugün ise olan bu. Bunun üstüne bölgeden bir de Türkiye'ye, 'gel silah harcamalarımızı karşılıklı indirelim' diye seslenince, Batı Trakyalı Türkler'in favorisi olmayı elbette ki garantiledi. Özetle Türkler'in kalpleri çelinmiş, ardından da çalınmış oldu.

Bu arada Batı Trakyalı Türkler'in durumu hakkında kısaca bir şeyler söylenecek olursa, elbette ki tüm sorunları giderilmiş değil. Ancak mevcut durumlarının eskisiyle 'yakından uzaktan alakası olmadığını' söyleyen yine kendileri. Fakat en önemlisi, AB üyeliğinin getirdiği sosyal ve yasal nimetlerden yararlanarak konumlarını güçlendirmeyi öğrenmeye başladılar. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde açtıkları davaları kazanmaya başlamaları bunun en açık göstergesi.

Son Yunan-Rum taarruzuna dönecek olursak, Kıbrıs Rumlar da elbette ki bu konuda rahat durmuyorlar. Bu 'iki kollu taarruz'da onlara da görev düştüğünü biliyorlar. Ne yaptıklarına gelince, bunu geçtiğimiz günlerde en iyi Rum İçişleri Bakanı Andreas Hristu ortaya koydu.

Kuzey'in en yüksek tirajlı gazetesi olan 'Kıbrıs'ın haberine göre, Hristu, Kıbrıslı Türkler için hazırladıkları ikinci önlemler paketini tanıtırken, Kıbrıslı Türkler'e Güney'de burs verilmesini, Türk okullarının açılmasını, ayrıca Türkler'e daha çok iş imkanının sağlanmasını amaçladıklarını söyledi. Birçok Kıbrıslı Türk'ün kulaklarına hoş gelecek olan bunun gibi başka şeylerden de söz etti.

Hristu, Güney'de çalışan Kıbrıslı Türk işçilere sendikalaşmaları için çağırıda da bulunarak, birçok Kıbrıslı Türk'ün bunu gerçekleştirdiğini belirtti. 'Çözümden sonra çok sayıda işçiye ihtiyaç olacağı için kimsenin Kıbrıslı Türk işçilerin haklarına göz koyabileceğini sanmadığını' da sözlerine ekledi. Belli ki Rum Yönetimi de Türkler'in akıllarını çelip, kalplerini çalma peşinde.

Güney'den yansıyan istatistiki bilgilere bakacak olursak - ki bunlar bugün yalan söylüyorsa, yarın AB müktesebatı altında söyleyemiyecekler - o kadar başarısız da değiller. Bu arada, kritik 1 Mayıs tarihi yaklaştıkça, Kıbrıslı Türkler'e hala kendi yönetimlerince somut bir 'gelecek perspektifi' verilememişse, bu başarının artacağı aşikar.

Önce Kıbrıs, arkasında onu takip edecek olan Ege müzakerelerinin çok boyutlu olarak ele alınması gerekecek. Yunanistan ile Kıbrıs Rum kesiminin buna hazırlandığı görülüyor. Türk tarafının stratejisinin de önümüzdeki günlerde artık ortaya çıkmasını temenni ediyoruz.

Semih İdiz

KIBRIS HABERLERI
Ziyaretci DefteriIrtibatArama