AnasayfaHABERLER

Türk kültürünün varlığını kabul edin

Devlet, Batı Trakya Türk azınlığının milli kimliğini inkar politikasını sürdürüyor. Yönetim "Batı Trakya'daki azınlık Türk azınlık değildir" tezini savunmakta ve bizim milli açıdan bir tercihimiz olmasını adeta yasaklıyor. Böylece bir devlet bir toplumdan milli açıdan bir millete, bir ulusa ait olmasını yasaklıyor. Yani biz Batı Trakya Türkleri kendimizi "Türk" olarak hissedemeyiz.
Bu hiç şüphesiz Türk kültüründen korkmanın, burada yaşayan azınlığı bir "milli tehlike" olarak görmenin bir sonucudur. Yunanistan'ın Avrupa Birliği'ne üye olmasına rağmen bu antidemokratik politikada ısrar etmesini toplumun zihnine hatta bilinçaltına yerleşmiş olan "Türk Fobisi"nin önemli etkisi olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Batı Trakya Türklerinin çağdaş dünyayla bütünleşmesini, toplumsal ve sosyal açıdan gelişmesini engelleyen ve toplumumuzun önünde bir set gibi duran "örgütlenme yasağı" da bu politikanın bir sonucudur. Asırlardır bu topraklarda yaşayan Türklerin "Türklüğünü" kabul etmeyen devlet, isminde "Türk" kelimesi bulunan Türk azınlık derneklerini de kapatma yoluna gitti. Bununla da yetinmedi ve isminde "Türk" kelimesi bulunan ve yeni kurulan (daha doğrusu kurulmak istenen) Türk azınlık derneklerini tehlikeli, sakıncalı, eksik, yanlış, yamuk bularak kurdurmuyor.
Azınlığı Türk olarak görmek istemeyenlere ve bunun için elinden geleni yapanlara 29 Ocak'ları hatırlatmak sanırım yeterli olacaktır.
Efendim, Batı Trakya Türk Azınlığı'nın Türklüğünü kabul etmeyen devlet öte yandan bu politikasına ters düşen bir şey yapıyor. Azınlığın milli kimliğini kabul etmezken, toplumumuzu üç - beş parçaya bölmeye yönelik politikaların benimsenmesine gidiyor. Türk kimliğinin ve kültürünün zenginliğinden kaynaklanan farklılıklardan yararlanarak yapay kimlikler üretiliyor ve bu bize sunuluyor. Daha doğrusu sunulmaktan öte biraz da empoze ediliyor.
"Azınlık Türk değildir. Azınlık Türk kökenliler, Pomaklar ve Çingenelerden oluşuyor." İşte azınlığı tanımlamanın resmi yolu bu. Toplumumuza kendi milliyetini ifade etme özgürlüğünü tanımayanlar bize başka başka kimlikler biçiyorlar. Bir yandan bize "Sen milli azınlık değilsin, milli açıdan kendini tanımlayamazsın sen Türk değilsin" diyen felsefe diğer yandan bize yapay kimlikler biçiyor." Böylece sözkonusu felsefe kendi içinde çakışıyor.
Sözünü ettiğimiz olayın bir başka boyutu da var; Azınlığımızın milli kimliğini kabul etmeyerek ifade özgürlüğünü ayaklar altına alan bu düşüncenin paralelinde hareket eden sivil toplum örgütlerinin varlığı. Bu örgütler Batı Trakya Türk Azınlığı sözkonusu olunca düşünce bazında devletle aynı çizgide. Bir noktada devletle aynı paralelde hareket ederek birbirini tamamlayan faaliyetler ve çalışmalar içinde bulunuyorlar. Daha fazla İskeçe'de rastladığımız bu tür örgütler her ne hikmetse Pomakça'ya ve Pomak kültürüne pek merak salmışlar. Bu örgütlerden biri son günlerde İskeçe'de Pomakça dersleri de vermeye başladı. Bu çevreler bu çalışmalarını yaparken bunu bilimsellik ve entellektüellik adına yaptıklarını savunuyorlar. Ama her nedense tüm bilimsellik ve entellektüellik Yunanistan'da yaşayan Makedonlara, Ulahlara, Arnavutlara ya da Katoliklere, v.s ulaşamıyor. Neden acaba? Yoksa onların varlığını ve kültürlerini kabul etmek de mi milli açıdan sakıncalı?
Batı Trakya Müslüman - Türk Azınlığı tektir ve milli açıdan kendini Türk hissetmektedir. Bu da yeni bir şey değildir. Hiç kimsenin Amerika'yı yeniden keşfetmesine gerek yoktur. Çünkü bu tarihsel bir gerçektir.
Azınlığımızı entellektüellik yapıyorum diye parçalara bölmeye çalışıp aslında boşa kürek çekenlere bir önerim var: Entellektüel ve kültürlü kişiler ve çevreler olarak boşa kürek çekerek yorulmayın. Asırlardır birlikte yaşadığınız Türk toplumunun ve Türk kültürünün varlığını kabul etmeye çalışın.

TÜRKCE BAKIS -


BATI TRAKYA'DA ILKÖGRETIMDE TEMEL
Bati Trakya Camileri Din Görevlileri Davasi Görüsü
Ziyaretci DefteriIrtibatArama