ETHNOS: "MİLLETVEKİLİ AHMET İLHAN: TÜRK-YUNAN DOSTLUĞUNUN FANATİK TARAFTARIYIM"
Ethnos gazetesinin 3 Nisan 2004 tarihli sayısında, Yanna Bali'nin YDP Milletvekili Ahmet İlhan ile yaptığı Mülakat: Yunanistan Parlamentosu, Ahmet İlhan'a sıcak bir karşılama düzenledi. Eski Başbakan Kostas Simitis nazik bir şekilde elini sıktı ve kendisine başarılar diledi.Ahmet İlhan, YDP'den seçilen tek Müslüman milletvekilidir ve Hristiyanların oyları ile seçildiğini söylüyor. Seçim öncesinde sadece Ahmet İlhan'ın seçim broşürleri hem Yunanca, hem Türkçe basılmıştı. İlhan, fakir bir azınlık ailesinden geliyor. Babası ahçı, annesi ise ev hanımı.Ülkemizdeki birçok aile gibi, İlhan'ın ailesi de dişinden tırnağından artırarak çocuklarını eğitmişler. Başarılı bir avukat olan İlhan, tek başına ayakta durmayı bilenlerden. Öğretim görevlisi olan eşi ile birlikte iki çocuklarını büyütmeye çalışıyorlar. Rodop ili milletvekili Ahmet İlhan'ın hedefi, diğer meslektaşları ile birlikte Trakya'yı kalkındırmak. Kendisi ile yaptığımız mülakat şöyledir: SORU: Üçyüz milletvekilinden birisiniz. Meclis'in sizi sıcak karşılaması karşısında ne hissettiniz? İLHAN: Çok mutlu oldum. Tabii ki, Parlamento görevlerimi yerine getirmek gibi önemli bir de sorumluluk almış bulunuyorum. Meclis'te kendimi yabancı gibi hissetmiyorum, evimdeymiş gibi hissediyorum. Hukuki ve siyasi gücümü hükümetimizin ve ülkemizin ileriye gitmesine faydalı olacak şekilde kullanacağım. SORU: Seçilmeden önce siyasetle ilişkiniz neydi? İLHAN: Öğrencilik yıllarımda, Dışişleri Bakan Yardımcı Evripidis Stilyanidis ile birlikte ONNED üyesiydim. Kendisi benim çocukluk arkadaşımdır. Zira, onun teşviki ile siyasi konularla daha çok ilgilenmeye başladım. Ancak, hedefim politikacı olmak değildi. Gümülcine'de 7 yıl aktif olarak avukatlık yaptım. Milletvekillerinin başka iş yapmamaları yolunda karar alındığında üzüldüm; çünkü, mesleğimi seviyorum. SORU: Müslüman olmanızdan dolayı işinizde sorunlarla karşılaştığınız oldu mu? İLHAN: Hiç bir sorunla karşılaşmadım. Tabii ki, azınlık mensupları ekonomik açıdan gerektiği kadar kalkınamamışlardır.Birçok nedenden dolayı devlet dairelerinde iş bulamadıkları için, sadece tütün yetiştirmekle geçimlerini sürdürüyorlar.Bu durumdan sadece devlet sorumlu değil. Trakya'da yaşayan bizlerin, Hristiyan komşularımızla hiçbir sorunu yok.Sorunlarımız kurumsaldı; iki ülke arasındaki ilişkilerden etkileniyorduk. İki ülke arasındaki ilişkiler geliştikçe, bizim durumumuzda daha iyiye gidiyor. --Azınlık Hayatı-- SORU: Azınlık hayatının kalkınması için hangi alanlara ağırlık verilmeli? İLHAN: Daha çağdaş ve daha iyi eğitim şart.Çocuklarımızın çok iyi Yunanca öğrenmeleri gerekir. Ayrıca,Lozan Antlaşması temelinde azınlık okullarında okutulan Türkçe'yi de çok iyi öğrenmeleri gerekiyor.Hem Türkçe, hem de Yunanca'yı iyi öğrenerek, Yunan devleti ile daha iyi bütünleşeceğiz. Daha çok şeyler yapabilecek ve böylece Trakya'nın kalkınmasına katkıda bulunabileceğiz. Hedef,Trakya'nın kalkınmasıdır.İyi Yunanca bilmezsek bunu nasıl başaracağız? Yorgo Papandreu bu konuda önemli bir hamle yaptı ve çocuklarımızın üniversitelere girmeleri için özel bir statü istedi. Bu girişimin devamını bekliyoruz. Ancak sadece bu yeterli değildir; çünkü, çocuklar kolayca üniversiteye girebilecekler,ancak dil bilmedikleri için yüzde 95'i mezun olamıyor. Türkiye ve başka komşu ülkelerdeki üniversitelere öğrenci akınının durması olumlu. Çocuklarımızın hem üniversite öncesi, hem de üniversitede dil açısından eğitilmeleri gerekir. Hedefimiz, çocuklarımızın ayakta durabilmeleri için ilkokuldan itibaren gereken eğitimi verebilmektir.Bu sorundan sonra ekonomi geliyor. Trakya'da ekonomi genel olarak gelişmeli. Liderimizin de dediği gibi, kalkınma yasası değişmeli. Şirketlerin Trakya'ya gelmeleri için olanaklar sağlamalıyız. Ayrıca, biz Trakyalılar Türk-Yunan dostluğundan nasıl faydalanabileceğimizi tespit etmeliyiz. Toplum olarak dışa nasıl açılacağımızı tespit etmeli, Trakya'yı uluslararası alanda nasıl önemli bir ticaret merkezi haline getirebileceğimizin yollarını araştırmalıyız.Amaç,hepimizin birlikte kalkınmasıdır. Ben, genç bir milletvekili olarak, bir nesli temsil ediyorum. Bugüne kadar var olanları unutup Yunanistan Parlamentosu'nun bir milletvekili olarak,bölgemizin kalkınması için diğer meslektaşlarımla birlikte çalışacağımı söylüyorum. Biz olaylara farklı bakıyoruz,herşeyi olduğu gibi söylüyoruz, birşey saklamıyoruz.Azınlık temsilciliği şimdiye kadar pek çok zorlukla karşılaştı.Artık günümüzde, Yunanistan Parlamentosu'nda, devlet dairelerinde ya da başka alanlarda çalışma imkanı tanındığı takdirde, eşit koşullarda hizmet verebiliriz. Bu nesil ilerlemek istiyor. --Dil-- SORU: Dil sorunlarından bahsettiniz. Nasıl oluyor da siz Yunanca'yı mükemmel konuşuyorsunuz? İLHAN: Çünkü, ben liseyi Yunan okulunda okudum.İlkokuldan sonra iki yıl azınlık, orta ve liseden sonra da Yunan okulunda okudum. Bildiğiniz gibi yasalar böyle bir seçim imkanı tanıyor. SORU: Azınlık mensubu olduğunuz için 15 yaşınızda böyle bir seçim yaparken, bu sizde vicdani açıdan sorun yarattı mı? İLHAN: Sanırım hayır. Mademki uluslararası koşullar böyle birşeye olanak tanıyor, herkesin seçimine saygı duymak gerek. Ayrıca, bazı teknik sorunlar da var. Köylerdeki muhafazakar mantalitenin ötesinde, ailelerin çoğunun çocuklarını Yunan okullarının bulunduğu şehirlere göndermek için ekonomik imkanları yok. Hala yollarımız yok ve 21'inci asırda durumun böyle olması utanç vericidir. SORU: Evde Türkçe mi, Yunanca mı konuşuyorsunuz? İLHAN: Türkçe. Çünkü, anadili iyi bilmeden, başka bir dili öğrenmek mümkün değil. Bu, bilimsel açıdan kanıtlanmıştır.Bu nedenle, Türk dilinin iyi bir şekilde öğrenilmesi konusuna ağırlık veriyoruz. Anadilini bilmeyen bir kimse, ne Yunanca,ne de İngilizce öğrenebilir. SORU: Bazı çevrelerin terörü Hristiyan-Müslüman çatışması olarak göstermeye çalışması sizi rahatsız ediyor mu? İLHAN: Bizi rahatsız etmiyor. Yunanistan'da din özgürlüğü var ve tüm dünyada dini inançlara saygı gösterilmesi gerektiğine inanıyoruz. Avrupa içinde camilerin ya da kiliselerin yakılması ayıptır. Kosova'da cereyan edenler de aynı şekilde kabul edilemez. Yunanistan içinde böyle olayların yaşanmasını istemiyoruz. Dini özgürlük diye birşey var ve bu hakka saygı gösterilmesi gerekir. Hiçbir tarafın hasmane fanatiklerine fırsat vermemeliyiz. Ben,Türk-Yunan dostluğunun fanatik bir taraftarıyım ve Türk-Yunan dostluğuna karşı provokasyonlara izin vermeyeceğim. Trakya içinde, azınlık aracılığı ile Yunan çıkarları aleyhinde olacabilecek her tür girişime karşıyım. SORU: Özellikle gençlik yıllarınızda, Yunan vatandaşı olmanıza ve eşit haklara sahip olmanıza rağmen, kendinizi göçmen gibi hissettiğiniz oldu mu? İLHAN: Kendimi yabancı gibi hissetmedim, ancak ben her zaman azınlık mensubu olduğumu, farklı köklerim olduğunu, din ve kültürümün farklı olduğunu biliyordum; ve bu farklı yönlerime her zaman Yunanistan'ın saygı göstermesini istedim. Azınlığın sorunları var. Eğitim, din ve kültürün korunmasında bir takım problemler yaşıyorlar. Bu sorunların giderilmesi yolunda adımlar atıldı, ancak daha önümüzde katedilecek uzun bir yol var. Sorunların giderilmesi için mücadele edeceğiz. --Çıkarlar-- SORU: Kimsenin azınlığı kullanmasına izin vermeyeceğinizi söylediniz. Türk-Yunan dostluğunun gelişmesi yönündeki çabalarınızda sorunların çıkmasından ya da azınlık çıkarlarını korumamakla suçlanmaktan korkmuyor musunuz? İLHAN: Azınlığın çıkarı, bölgenin çıkarıdır. Biz burada doğduk. Yunan vatandaşıyız ve bu vatanı seviyoruz. Bu vatana hizmet ettik. İkinci Dünya Savaşı'nda çok kişi savaştı. Gümülcine'de şehitler anıtı var. Orada şehitlerin adları yer alıyor. 1974 yılında Kıbrıs'ta üzücü olaylar yaşandı. Bizler, azınlık olarak, bu olayların dışında kalmak istiyoruz. Biz bu ülkede yaşıyoruz. Yunanistan ile Türkiye arasında nelerin olup bittiği tabii ki bizleri de ilgilendirir, ancak iki ülke arasındaki kötü ilişkilerin faturasını biz ödemek istemiyoruz. Bu çok önemli. Ben bir milletvekili, bir avukat, bir vatandaş, bir azınlık mensubu olarak,Türk-Yunan dostluğunun gelişmesi ve Türkiye'nin AB üyesi olması yönünde mücadele vereceğimi söylüyorum. Sınırları açalım, önyargılardan kurtulalım, askeri harcamaları sınırlandıralım, en ufak önyargıya izin vermeyelim ve en ufak bir sorunu bile çözelim. SORU: Kıbrıs konusunda olası bir olumsuz gelişme azınlık üzerinde nasıl etki yapar? İLHAN: Ne zaman bir sorun çıksa bu, azınlığa yansıyordu.Biz bu durumu aşmak istiyoruz. Ülkelerin hatalarını biz yüklenmemeliyiz. Kıbrıs konusunda varılacak sonuç ne olursa olsun bu, azınlığa yansımamalıdır. Bu konuda ricada bulunmak istiyorum. Biz Yunanlı, Avrupa vatandaşı değil miyiz? SORU: Size oy verenler arasında Müslüman olmayanlar var mıydı? İLHAN: Sanırım evet. Bunlar şahsi oylardı. Yardımcılarım bu oyların 300-400 kadar olduğunu söylüyor. Az olabilir,ancak daha işin başındayız. Birbirimize güven duymamız gerek. |