BİR KİMSE ‘BEN TÜRK ASILLIYIM’ DERKEN TİTREMEMELİDİR!
Aşağıköy Azınlık Kültür ve Folklor Derneği tarafından düzenlenen tiyatro gösterilerinin ikincisi 28 Temmuz 2004 tarihinde Aşağıköy’de gerekleşti. Etkinliğe T.C. Gümülcine Başkonsolosu Hüseyin Avni Botsalı, Muavin Konsolos Barış Andiç, Rodop İli N.D. Milletvekili İlhan Ahmet, Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve Gümülcine Seçilmiş Müftüsü İbrahim Şerif, Rodop Vali Yardımcısı Panagos Grigoropoulos, Şapçı Belediye Başkanı Georgios Pililiçis, Gümülcine Türk Gençler Birliği Başkanı Adnan Selim ile çok sayıda sanatsever katıldı. Tiyatro gösterisinden önce yapılan konuşmalarda, bu tür etkinliklerin gerekli olduğu belirtildi. Yapılan konuşmalara Türkiye Yunanistan dostluk damgası vuruldu. Batı Trakya’da, Türklerin ve Helenlerin barış ve uyum içinde yaşamaları gerektiği ve herkesin kendi kimliğini tayin etme hakkı olduğu vurgulandı. Etkinlikte aşağıdaki konuşmalar yapıldı:
P. Grigoropoulos – Rodop İli Vali Yardımcısı:
Böyle fantastik bir gecede, böyle canlı bir köyde ki Helenler ve Türkler; uyumlu bir şekilde yaşamaktadırlar.
‘...Bugün çok önemli bir gece. Aşağıköy Azınlık insanın kutladığı bir gece. İki gece önce Hristiyanlar, köyün meydanında, kültürel etkinliklerle, ‘Agia Paraskevi’ Yortusunu kutladılar. Bugün ise, Aşağıköy Azınlık Kültür Derneği’nin günü. Böyle fantastik bir gecede, böyle canlı bir köyde ki Helenler ve Türkler; uyumlu bir şekilde yaşamaktadırlar, geleceğin planlarını yapmaktalar, güzel ve beklenen yarınların planlarını bu gençlikle yapıyorlar, bu gençliği şu anda önümüzde görmekteyim. Onlar yeni neslin çocukları ki düşmanlıkla değil, belirli bir karakterle yetişmektedirler. Sayın başkan sizlere Valimiz Aris Yannakidis’in kalbi selamlarını getirdim. Kendileri, kültür derneğinizin faaliyetlerini çok yakından takip etmektedir. Bilindiği gibi, derneğinizin önüne bir büfe (Yazlık oturma yeri) yapılması emrini vermişti. Bu derneğinizin ihtiyaçlarını ve faaliyetlerini kapsayacak şekilde düşünülmüştür. Baylar bayanlar ikinci defa bu faal kültür derneğinin faaliyetlerini izlemekteyim... ’
İlhan Ahmet – Rodop N.D. Milletvekili:
Sevgili soydaşlar, dernek tek başına hiçbir şey değildir. Evet, dernek motivasyon görevini görmektedir. Azınlıkta bazı etkinliklerin yapılmasına vesile olmaktadır. Önemi çok büyüktür. Azınlıkta örgütlenmenin ve dernekleşmenin önemi çok büyüktür. ‘...Herşeyden önce, sevgili dernek başkanım, bu tür etkinliklerde sıranın hiçbir önemi yoktur. İlk önce başkonsolos veya başkası konuşmuş bunların hiçbir önemi yoktur. Önemli olan burada sizin bulunmanız. Önemli olan Aşağıköy halkının, Batı Trakya Türklerinin bu kadar zorluklar içinde geçen bir günde; yorgunluğunu bir kenara bırakıp, bu etkinliklere, bu çocuklarımıza destek vermek için burada bulunmasıdır. Benim için önemli olan budur. Hakikaten, bu takım kültür faaliyetlerinin Aşağıköy’de ikincisinin tekrarlanması gurur vericidir. Buradaki Aşağıköy Kültür Derneği çok iyi yöneticiler tarafından ve çok saygı duyduğum ağabeylerim, arkadaşlarım tarafından çok mükemmel bir şekilde yönetilmektedir. Hakikaten, huzurlarınızda, Aşağıköy halkını ve kıymetli ağabeylerimi tebrik etmek istiyorum. Bu dernek zorluklar içinde faaliyetlerini sürdürmektedir. Fakat, sevgili soydaşlar, dernek tek başına hiçbir şey değildir. Evet, dernek motivasyon görevini görmektedir. Azınlıkta bazı etkinliklerin yapılmasına vesile olmaktadır. Önemi çok büyüktür. Azınlıkta örgütlenmenin ve dernekleşmenin önemi çok büyüktür. Ancak, bu derneğe can ve kan veren inanın ki sizlersiniz. Eğer, bugün bu yönetmen kızımız olmasaydı, bu çocukların bu merakı olmasaydı, yazın bu çalışmalar olmasaydı, siz anne ve babaların gayretleri olmasaydı, bu güzel işler gerçekleşmezdi. Sakın ‘tiyatro faaliyeti nedir, bundan bize ne fayda’ demeyin. İnanın ki, bu tür tiyatro faaliyetleriyle çocuklarımız toplum önünde ayakta durmayı, Yunanlılarla birlikte eşit haklara sahip olduğunu, bir kez daha haykırmayı, Batı Trakya Türkünün bundan sonraki mücadelesinde; her yerde ve her zaman biz de varız mesajını Yunanistan’a ve her yere vermek istiyoruz... ’
Georgios Pililiçis – Şapçı Belediye Başkanı:
Bir kimse ‘ben Türk asıllıyım’ derken titrememelidir. Bunu söylemek isteyen söylesin. Çok açık söylüyorum; demokratik ve hür bir ülkede, herkes, kendi kimliğini kendisi tayin etmelidir, başkaları müdahale etmemelidir!
‘...İlk önce böyle bir kalabalık karşısında bulunduğum için çok heyecanlıyım. Ben de konuyla ilgili bir iki söz söylemek istiyorum. Bir ülkede en büyük düşmanlık; sefalettir, ırkçılıktır, insanlara yapılan ayırımlardır, bazen de başkalarının yarattığı din ve ırkımızdan doğan farklılıkları kullanmalarıdır. Ayrıca en büyük düşmanlık fakirliktir. Halklar arasındaki barışı, kardeşliği sağlamamız için, bu tür durumları artık aşmamız gerekir. Büyük güçler, ekonomik çıkarları olan güçler, artık insanları ayırmaktan vazgeçmelidirler. İnsanların kendi aralarında , ayıramadıkları bir konunun olduğunu zannetmiyorum. İnsanlar sadece kendi fakirliklerini ayırdetmelidirler. Bu sebeplerden ötürü benim ve belediyemin mesajı şöyleydi: Çocuklar okuma yazma öğrensin,uyumasınlar ve başkaları onlarla oynamasın. İkinci olarak da, bölgesel toplum arasında ‘isonomia-kanun eşitliği’ ile gerçek demokrasinin olmasıdır. Bir kimse ‘ben Türk asıllıyım’ derken titrememelidir. Bunu söylemek isteyen söylesin. Çok açık söylüyorum; demokratik ve hür bir ülkede, herkes, kendi kimliğini kendisi tayin etmelidir, başkaları müdahale etmemelidir. Gerçekten de, eğer büyük sözler söylemek istemiyorsak ve demokrasinin güzel sözlerine kapılmak istemiyorsak, bazı şeyleri kabul etme sorumluluğumuzun olduğunu bilmemiz gerekir. Gerçek budur. Tiyatroda oynayan çocuklarla gurur duyuyoruz. Onlar ki eğitim almak isteyen yeni kandır. Hür ve demokratik bir düzende yaşamalıdırlar ve haklarını da eşit bir şekilde istemelidirler; başkalarına yalvararak değil! Folklor ekibini Olimpiyat meşalesinin geldiği gün çağırdım, çünkü değerdiler. Çünkü belediyemiz çok kültürlüdür, bu da mutluluktur. Kültürümüzün ve çalışkanlığımızın içinde, farklılığımızın içinde, en iyisini analiz etmeye çalışmalıyız. Halka şunları söylemek istiyorum: Büyük sözlerle sizleri aldatmasınlar. En iyisini bularak, eğitiminizi yükselterek kalkınmaya bakın. Ancak bu şekilde yarının güzel toplumu başlayabilir...’
İbrahim Şerif – Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı ve Gümülcine Seçilmiş Müftüsü:
Sayın vali yardımcımız ve ikisi de birlikte , bu özel toplantılarda; çekilmeden, sıkılmadan, korkmadan, herşeyi göze alarak, bizlere ‘Batı Trakya Türkleri’ diye hitap etmekteler. Onun için kendilerine teşekkür ediyorum ve huzurlarında eğiliyorum. ‘...Ben bu akşam, iki tane çok değerli insanın önünde saygıyla eğiliyorum. Onlardan birisi Şapçı Belediye Başkanı G. Pililiçis ve sayın Vali Yardımcısı Panagou. Pililiçis’i belediye başkanı seçildiğinde, bizlere ‘Batı Trakya Türkleri’ diye hitap ettiği zaman, gönlümü okşamıştı. Sayın vali yardımcımız ve ikisi de birlikte , bu özel toplantılarda; çekilmeden, sıkılmadan, korkmadan, herşeyi göze alarak, bizlere ‘Batı Trakya Türkleri’ diye hitap etmekteler. Onun için kendilerine teşekkür ediyorum ve huzurlarında eğiliyorum. Bu büyük insanlardan cesaret alarak diyorum ki, dünya artık küçüldü. Dünyada artık insanlar, ırklar, milletler ve çeşitli dinlere mensup insanlar, birarada yaşamak mecburiyetindeler. Hele hele Avrupa Topluluğu’nda, bu Batı Trakya denilen Yunanistan’ın ücra köşesinde, Helenlerle Türkler birarada yaşamak mecburiyetindeyiz. Çünkü, bir denizde değiliz, gemilerimizi denizin birer tarafına sürelim. Bu toprakların üzerinde, Batı Trakya’da beraber yaşamak mecburiyetindeyiz. Bunun başka çaresi yoktur. Madem ki beraber yaşamak mecburiyetindeyiz, AB içinde, bu dünya içinde, el ele vererek güzel şeyleri kavga etmeden yaşamak mecburiyetindeyiz. Sayın belediye başkanımız ve sayın vali yardımcımız da bunu söylediler. Yarının dünyasını emanet edeceğimiz küçükleri, bugünden bizim eğitmemiz lazımdır. Onlar, kavga etmeden, barış içinde, buradaki Hristiyanlarla, Helenlerle, el ele yaşamaları lazımdır. Onlara da bunu bizim öğretmemiz lazımdır. Aşağıköy Kültür Derneği, çocuklarımızı, Avrupa medeniyetine yetiştirmek için, onlara kendi kültürümüzü öğretebilmek için, bu güzel etkinliği yaptılar. Dernek başkanını ve çalışanlarını, yöneticilerini ve burada ismini bilmediğimiz öğretmen kızımızı da tebrik ediyorum. Çünkü, bu iki büyük insan; belediye başkanı ve vali yardımcımız, bize rahat rahat ‘Türk’ dediler. Bu topraklarda, 14 yıl önce rahmetli Dr. Sadık Ahmet’le ben, ‘Türk’ dediğimiz için hapse gitmiştik. Kendimize bir dedik ‘Türk’. Ama bugün iki tane insan rahatlıkla bize ‘Türk’ diyebiliyorlar. Bizim endişemiz Türklüğümüzü ve Müslümanlığımızı yitirmektir. Biz, bu topraklarda, Batı Trakya’da Hristiyan Helenlerle, Müslüman Türk olarak, el ele yaşamak, birlikte yaşamak istiyoruz. Bütün endişemiz budur. Yöneticiler ve idareciler bu endişemizi giderdikleri zaman, Batı Trakya Türklerinin, hiçbir şeyden korkacak ve çekinecek veya da endişesi olacak hiçbir şey yoktur. Biz bugüne kadar nasıl bu topraklarda, savaş ve barış anında, güzel, doğru ve dürüst vatandaşlar olarak yaşamışsak, bundan böyle de Hristiyan komşularımızla, yan yana, çay ve kahve içerek yaşayacağız ve biz yöneticilerimizden sadece şunu istiyoruz: Biz kendi kültürümüzü yaşayarak, AB içinde olmak istiyoruz. Bu endişemizi, yavaş yavaş bu cesaretli idareciler giderdiği için, tekrar tekrar kelimlerin üzerine basa basa üzerinde duruyorum, bu cesaretli insanlar önünde, huzurunuzda tekrar eğiliyorum... ’
Hüseyin Avni Botsalı – T.C. Gümülcine Başkonsolsu:
Öğretmenler azalıyor olabilir, kitaplar yetersiz olabilir, binalar küçük olabilir, ulaşım güçlüğü çekiliyor olabilir, müfredat bozulmuş olabilir, eğitimde dengeler sarsılmış olabilir; ama, unutmayınız ki, insan yavrusunun, önemli olan tohumlarıdır, bu tohumlara ailenin evde verdiği aşıdır. ‘...Bu güzel gösterinin en başından itibaren sizlerle birlikte olmak isterdim. Barış bey başlattı ben de sonuna yetişmek istedim. Çok güzel olduğunu duymuştum, tahmin ediyordum ve emindim. Öncelikle kentte başlayan bu kültür dalgacığını genişleterek, köylere, ovaya ve yakaya taşıyan sanatçı, eğitmen arkadaşlara ve bu projenin fikir babalarına, Aşağıköy Kültür Derneği’ne, sevgilerimi, tebriklerimi sunuyorum. Sanatın her türlüsü kutsaldır. Buna ihtiyacımız var. Batı Trakya’da sizler, hepimizden daha fazla bunun kıymetini bileceksiniz. Eskiden televizyonlar yoktu; müziği, tiyatroyu, sanatı, edebiyatı, şiiri hala izliyor olabilirsiniz; ama, bunu fiilen yaşamak ve üretmekte önemlidir. Çocuklarımızı hayata hazırlamada, en az okul kadar önemli olan bir etkinliktir. Tiyatro da bu sanatsal etkinlikler içinde çok özel bir yere sahiptir. Ben her ne kadar bu çalışmanın sonuna yetiştiysem de, demin çocuklarımızın isimleri birer birer sayılırken, onlar sizleri selamlarken, tüylerim ürperdi. Bakınız, azgelişmiş ve kalkınmada geri kalmış denen bir bölgede dahi, iki sınıflı küçücük bir okuldan çıkan çiçekler ne kadar güzel!’ Gül goncaları gibi açmışlar, yüzlerine bakınca güzelliği görüyorsunuz, koşarken heyecanlarını hissediyorsunuz, oyunlarını seyrederken de onların yüreğindeki, gönlündeki, zihinlerindeki güzellikleri yaşadınız. Öğretmenler azalıyor olabilir, kitaplar yetersiz olabilir, binalar küçük olabilir, ulaşım güçlüğü çekiliyor olabilir, müfredat bozulmuş olabilir, eğitimde dengeler sarsılmış olabilir; ama, unutmayınız ki, insan yavrusunun, önemli olan tohumlarıdır, bu tohumlara ailenin evde verdiği aşıdır. Siz onlara, temelini, mayasını güzel katmışsınız ki, bu güzel yavrular herşeye rağmen böylesine pırıl pırıl açmışlar, ışıldıyorlar. Bunların önünü açmak, yardım etmek, daha güvenli yarınlar ve gelecekler sunmak, daha yüksek imkanlar sunmak, daha iyi eğitim koşullarını hazırlamak hepimizin boynunun borcudur. Bunu yapamazsak yuh olsun bize! Sayın milletvekili bu konuda önemli temaslar başlatmıştır. Bütün Azınlık sivil toplum örgütleri, daha önceden de öyleydiler, ama, son birkaç yıldan beri, AB’nin standartları ve düşünce uslubu içerisinde, devletle çağdaş diyalog arayışına girmişlerdir. Arzu ve taleplerini ve ihtiyaçlarını, bu günün Avrupasının demokratik çoğulcu toplumların hak ettiği, layık olduğu, adab-ı muhaşeret kuralları içerisinde devletle konuşma uslubu gerektirdiği hukuk ve meşruiyet parametrelerine uygun olarak, ama, kararlı ve ilkeli bir şekilde ortaya koymaktadırlar. Bazı şeyler, konuşa konuşa halledilemez sanılır. Devir, sorunlara konuşa konuşa çözüm bulma devridir. Ben bu amaçla yapılan çalışmaların semere vereceğinden ümitvarım. Hayalperest değilim, sorunların bilincindeyim, ümitvarım. Çünkü, bu yavrulara bunu vermeye mecburuz, bu bizim için insanlık borcudur. Ve, Batı Trakya Türklerinin en başta gelen sorunu eğitimdir. Bu konuda, sizin bana gösterdiğiniz yolda yürümeye çalıştık. Aranızda üç güzel yıl geçirdik ailemle birlikte. İnanılmaz süratli ve dolulukta üç yıl oldu. Bir ay sonra Allah’tan bir mani çıkmazsa, sizlere şimdilik allahaısmarladık diyeceğiz, ama, Türkiye’de sizlerle yeniden buluşacağız ve Batı Trakya’yı her fırsatta yeniden ziyaret edeceğiz. Ben buradan, pırlanta gibi insanların sevgisiyle, sizlerin güzel anılarıyla, bize göstermiş olduğunuz; işbirliğiyle, hoşgörüyle, sempatiyle dolu olarak, görevimi yapmış bir insanın huzuruyla ayrılacağım. Ama, sizleri hiçbir zaman unutmayacağım. Beni de bu gecenize davet ettiğiniz için hepinize çok teşekkür ediyorum. Şimdiden veda ediyorum. Yavrularımızı tekrar kutluyorum. İnşallah en kötü geceniz böyle olur. Geleceğiniz pırıl pırıl olur. Aydınlık yarınlar sizlerin olsun. Hepinizi tebrik ederim. Hepinizi selamlıyorum. Sağolun’. |
 |
|