AnasayfaBATI TRAKYABATI TRAKYA HABER ve DUYURULAR

Ombudsman’dan ikinci darbe



Ombudsman-Halkın Hukuk Bürosu Batı Trakya Türk Azınlığı'nın eğitim sorunuyla ilgili lehte bir karara daha imza attı. Ombudsman'a İdadiye Azınlık Okulu Encümeni Av. İlhan Ahmet başvurmuştu. Başvuru konusu ise, okulda bir tiyatro gösteriminin engelenmesiydi. konuyla ilgili olarak Av. İlhan Ahmet şunları söyledi:
'2002 yılının Aralık ayında, Şükran Raif yönetimindeki ‘Tohum Tiyatro Topluluğu’na bir gösteri düzenlemek üzere İdadiye okulunun salonunu tahsis ettik. Bilindiği gibi İdadiye’nin bu tiyatro salonu uzun yıllardan bu yana kapalı tutulmaktadır. Biz encümen seçimleri olur olmaz bu salonu tahsis ettiğimizi açıkladık. O zaman biz, bütün sözlü engellemelere rağmen bu küçük tiyatro gösterisini yapmayı başardık. Ancak bunu takiben Azınlık Okulları Koordinatörü bir genelgeyle, bana ve bütün encümenlere, bundan böyle her türlü kültür ve eğitim faaliyetine azınlık okullarında yasakladı. Dedi ki ‘siz bir faaliyette bulunamazsınız İlhan Ahmet, eğer ilk önce validen izin almazsanız’. Bunun üzerine, tabii azınlıkta birikmiş diğer sorunlar da var; öğretmen alımı gibi. Bunun üzerine koordinatörle hemen bir görüşme sağlandı; fakat bir ilerleme kaydedemedik. Koordinatör bunların yasaya dayandığını ve bu tür faaliyetlere katiyetle müsaade etmeyeceğini söyledi. Netice itibariyle ben Ombudsman’a 13 Mart 2003 tarihinde başvuruda bulundum. Ombudsman 18 Aralık 2003 tarihinde almış olduğu kararı bugün bize tebliğ etti (12 Ocak 2003).
Bu rapor azınlık eğitimiyle ilgili çıkmış olan ikinci rapordur. Ombudsman diyor ki: ‘üzülerek müşahade ediyoruz ki, Belgin Hakkı raporunda da belirttiğimiz gibi, azınlık eğitiminin statüsü idare tarafından kötü niyetli olarak tahribata uğratılmıştır. Azınlık okullarının statüsü Lozan 40 ve 41’nci maddelerinde açıkça zikredilmiştir. Buna göre eğitim ‘özel ve özerktir’. Okul encümenleri heyetinin yetkileri de yasalarda belirlenmektedir. Okul encümenleri okulların idaresini; öğretmen alınması, okul kurulması gibi yetkileri vardır’ diyor ve koordinatörün aldığı bu kararı hukuka aykırı buluyor. Ombudsman koordinatöre ve eğitimle ilgili makamlara şu çağrıda bulunmaktadır: Derhal bu idari genelge kararını geri alın ve yada uygulanmasını durdurun. Ombudsman yine Azınlık eğitimiyle ilgili bu karmaşık yapının düzeltilmesi çağrısında da bulunmaktadır. Bundan böyle yapılacak olan işlemlerin iyiniyet çerçevesinde ve hukuka uygun olarak yapılmasını da istemektedir.
Karara gerekçe olarak Lozan Antlaşması’nın 40 ve 41. maddeleri gösterilmektedir. 1950’den sonra azınlık eğitiminin statüsünün kanunlarla bozulmaya yüz tuttuğunu ve 694/1977 sayılı Azınlık Okulları Kanunu’n da uygulama alanı bulmadığını söylemektedir. Koordinatörün bahsettiği kanunların ve önlemlerin ise devlet okullarına ilişkin olduğunu belirtmektedir. Azınlık okullarında uygulama alanı yoktur demektedir. Fakat, Ombudsman burada başka bir tespitte daha bulunmaktadır. Diyor ki: ‘biz azınlık eğitimi konusunda, gene bu koordinatörün kararıyla, herhangi bir ilerleme kaydedilmemesinden endişe ve üzüntü duyuyoruz’. Kısacası şöyle demek istiyor. ‘ben size Belgin Hakkı davasında uyarıda bulundum, bir ihtarda bulundum; ancak aradan bir buçuk yıl geçmesine rağmen, konu Yunan adliyesinde olmasına rağmen, gene hata devam etmekte, gene Yunanistan’da bunların çiğnendiğine işaret etmektedir.’
En sonunda Ombudsman valinin yetkileri konusunda da şunları söylemektedir: ‘Vali kolluk güçlerinin başı olarak, her hangi bir toplantıda bir kanunsuzluk gördüğü zaman, müdahale etmesi başka şeydir, önceden böyle bir demokratik oluşumu engellemesi başka şeydir ’. Kısacası, orada kanuna aykırı bir hareket görürseniz o zaman müdahale edebilirsiniz; fakat önceden yasaklamanız mümkün değildir demek istiyor. Ve bu meselede tarafları daha fazla hassas davranmaya davet ediyor. Fakat bu tespitimiz sadece bu salonun verilmesi için değildir diyerekten de bazı eklemelerde bulunmaktadır.
Çıkan bu rapor benim İlhan Ahmet olarak yaptığım girişimler sonucu çıkmıştır. Azınlık eğitimi konusunda yaptığım çalışmalardan bir tanesi de budur. Daha önceden Belgin Hakkı davasını yürüttüğümden dolayı bu konuda büyük bir tecrübem olduğunu söyleyebilirim. Zaten rapor benim adımı zikrederek başlamaktadır. Bu rapor ayrıca beş makama da gönderilmiştir; Milli Eğitim ve Din İşleri Bakanı Petrou Efthimiou, Dışişleri Bakanı Yorgo Papandreou, Atina’daki Azınlık Okulları Koordinatörlüğü’ne ve ilk defa olarak da 405 nolu Siyasi Büro’ya. Daha önceki raporda Siyasi Büro’ya böyle bir rapor gönderilmemişti.
Bu raporların bir yaptırım gücü yoktur. Ancak Yunanistan’ın hukuk devleti olma yönünde ne kadar ileri adım attığını ve ne kadar bu ihlalleri düzeltme yönünde olduğunu göstermektedir. Bu raporlar AB devletlerine de gönderilmektedir. Bunun bir üst kurumu da AB’de bulunmaktadır. Bu kurum da AB’deki insan hakları ihlallerine, bu raporların üye ülkelerde ne kadar uygulanıp uygulanmadığını tespit etmektedir. İşte benim yapacağım hareket artık buraya dayanmıştır. Bu raporu AB’deki ombudsmana götürme karındayım. Yunanistan’da uygulanmadığından dolayı hesap vermelerini isteyeceğim.

Dr. sadik ahmeti öldürmemi itediler
thrakiki agora gazetesinin yilin adamlari siralama
Ziyaretci DefteriIrtibatArama