Balkanlar'da Yunan avantajı ANKARA'YA İLİŞKİN POLİTİKAMIZ
-Geçtiğimiz hafta sonu (Batı) Trakya'yı ziyaret ettim. Bu sınır bölgesinde uğradığım köy ve kentlerde bölge sakinleriyle, toplumsal ve üretici kurum ve kuruluşların temsilcileriyle, Hristiyan ve "Müslüman" vatandaşlarımızla görüştüm. Vatandaşlarla başlattığım diyalogda (Batı) Trakya güçlü bir semboldür.
Balkanlar ve Türkiye ile ilişkilerimiz konusunda izlediğimiz politika, özellikle de hükümetimizin Türkiye karşısında izlediği politika, bölge sakinlerine kendinden emin olma, kendini güvende hissetme, barışın yeniden tesis edilmekte olduğu, gerilimin düşmeye başladığı ve (toplumlar arasında) karşılıklı güven ortamının oluşması şeklinde yansımıştır. (Batı) Trakya sakinlerinin (şimdiye değin izleyegeldiğimiz tutum konusunda) verdikleri onay, bize, hükümet olarak bir sonraki dört yıllık dönemde de barış politikamızı ve ilkelerimizi, uluslararası hukuka ve uluslararası antlaşmalara saygı temelinde Avrupa muktesebatına dayalı ve sorunların çözümüne yönelik diyalog anlayışını sürdürmemiz için güç vermektedir.
Türk-Yunan ilişkileriyle ilgili olarak son yıllarda ikili düzeyde aldığımız inisiyatifler ve Avrupa Komisyonu’nun Helsinki (1999) kararı, şartlardan kaynaklanan ihtiyaçlara cevap vermediği gibi, aynı zamanda, süreklilik de arzetmiyordu. Şimdiki politikamız, bütünleştirilmiş bir stratejiye, ilkelere ve ideolojik tutumumuza dayalı olmanın yanısıra, Andreas Papandreou’nun 1980’li yıllardaki diyalog politikasına ve ayrıca, hükümetlerimizde görev yapan Dışişleri Bakanlarımızın gayretlerine kadar uzanmaktadır.
Türkiye ile normal ve barışçı ilişkiler sürdürülmesi, ikili sorunların çözümü, Kıbrıs Cumhuriyeti’nin AB’ye katılması ve siyasi sorunun çözümüne ilişkin stratejimiz, ülkemizin, Avrupa Birliği ve uluslararası alandaki rolünün ve güvenilirliğinin artmasıyla güç kazanmıştır.
İkili ilişkilerimizin geliştirilmesi alanında almış olduğumuz inisiyatifler, Türk-Yunan ilişkilerinin tarihinde benzeri görülmemiş sonuçlar doğurmuştur. Henüz çözümlenmemiş sorunlar bulunmasına karşın, tecrübemiz bize, iki halkın da, barış istikametinde alınan inisiyatiflere olumlu yaklaştıklarını, işbirliğini geliştirme sürecini ellerine aldıklarını, karşılıklı anlayış içinde olduklarını ve barış içinde birarada varolma arzusu taşıdıklarını göstermektedir. İki halk, toplumsal ve üretici gençlik, kadınlar, hükümet dışı kuruluşlar ve üniversiteler vasıtasıyla aralarında sürdürdükleri temaslar neticesinde tarihten kaynaklanan endişelerden arınarak, geleceği, yani barışın, kalkınmanın, istikrarın, işbirliğinin, kısacası ümit ve beklentiler içinde olan yeni neslin geleceğini tesis etmektedirler.
Bizim politikamız işte budur. Yani barış, ümit ve beklenti politikasıdır. Çünkü bu politika, neticede ilkelerimizi ve vatanımızın çıkarlarını savunan bir politikadır. Evet, bu politika, güvenlik ve itimat duygusu yaratmakta, Yunanistan’ı bir zırh gibi korumakta, aynı zamanda ekonomik ve toplumsal kalkınmaya da katkıda bulunmaktadır.
Tabii ki, henüz Türkiye ile aramızdaki tüm sorunları çözebilmiş değiliz. Ama hedefimiz bunları çözmektir. İnisiyatif almaktan korkmuyoruz. Bunu yaparken de, Yunanistan’ın bulunduğu avantajlı konum ile çözüm bulunmasına yönelik güçlü irademizden hareket ediyoruz.
Aslında korkunun kaynağı YDP’dedir. Çünkü YDP bir çıkmaza saplanmıştır. Her alanda tek yönlü tavizler verildiğini ileri sürmekte, gelişmeleri kavrayamamaktadır. Filhakika bu parti geçmişte Helsinki’nin gücünü de kavrayamamıştı. YDP’nin malum tutumu, gerek Yunanistan, gerekse bizim elde ettiğimiz sonuçlar açısından övünülecek bir durum değildir. Kıbrıs’ın AB’ye katılmış olması ve Türkiye ile ilişkilerimizde ortaya çıkan yeni durum, izlediğimiz stratejinin doğru olduğunu teyidetmektedir.
Bugün barış ve güvenlik ortamını sağlama yönünde önemli mesafe almış bulunuyoruz. Bu da, savunma alanındaki harcamaların kısılmasına ve askerlik hizmet süresinin kısaltılmasına olanak yarattığı gibi, aynı zamanda ekonomik, sosyal kalkınma ile karşılıklı anlayış ve hoşgörü yoluyla toplumun güçlenmesine katkı yapmaktadır.
2004 yılı, vatanımızın bir barış ülkesi olduğunun gösterileceği Olimpiyatlar aracılığıyla bölgede bir güvenlik ve istikrar abidesi konumuna yükseleceği bir dönüm noktasıdır. Bu yıl ayrıca, Kıbrıs sorununa çözüm bulunması, Ege kıta sahanlığı konusunda ise (ortay) hattın çekilmesi amacıyla konunun Lahey Uluslararası Adalet Divanı’na götürülmesi istikametinde önemli inisiyatiflerin alınacağı, diğer taraftan Avrupa-Türkiye ilişkilerinin gelişme kaydedeceği bir yıl olacaktır. Bizim politikalarımız bunların başarılmasının, hükümetimiz de, barış ve istikrarın teminatıdır. Ekonomik ve sosyal kalkınmanın temel şartı da budur.
İ Efimerida gazetesi, 12 Şubat 2004
PASOK Genel Başkanı ve Dışişleri Bakanı Giorgo Papandreou’nun makalesi. |